Google+
Perşembe , 24 Nisan 2014
Son Haberler
Munchausen Sendromu Nedir?

Munchausen Sendromu Nedir?

Adını 18. yy’da yaşamış Baron Munchausen’den alan sendromun tıptaki adı, Fizik Semptomlu Düzmece Bozukluk. Belli bir miktar tıp bilgisi olan hasta, doktorları yanıltacak kadar belirtiyi kendi kendine yaratarak, hastaneye koşuyor.

Örneğin parmağını kesip kanı idrarına karıştırıyor. Acil servislere yapılan başvuruların en az yüzde 20′sinin bu hastalardan geldiği tahmin ediliyor. Türkiye’de yapılmış bir araştırma yok ama her yerde olduğu gibi Türkiye’de de bu hastalığa kadınlarda daha sık rastlanıyor.
Munchausen Sendromu, adını en ünlü hastasından alıyor. Baron Karl von Munchausen savaş maceralarını süsleyip abartarak anlatan bir süvari subayıymış. Baronun adıyla anılan hastalıktan mustarip olanlar ise hastalık uydurmakla tanınıyorlar. Munchausen Sendromu ilk kez 1951′de hastane hastane dolaşıp, kendilerine gereksiz yere cerrahi müdahale uygulanmasına razı olan bir grup hastayı tanımlamak için kullanıldı.
Bu hastalar, varolduğunu iddia ettikleri hastalığın belirtilerini, kendi müdahaleleriyle yaratıyor. Örneğin boğazının iç kısmını kesip, kan kustuğunu, mide kanaması geçirdiğini söylüyor. Sendromun tanımı ilk bakışta bizim ”hastalık hastası” dediğimiz kişileri hatırlatıyor ama psikiyatr Prof. Ahmet Emre aralarındaki farkı şöyle açıklıyor: ”Hepimizin şurasında burasında ufak tefek ağrılar olur. Hastalık hastası olanlar bunları gereğinden fazla büyütür ama asla ortada hiç bir neden yokken, hele bir de bir yerlerini keserek hastaneye gitmeye kalkışmazlar. Hastalıktan korkar hastalık hastaları. Munchausen Sendromu olan kişiler ise hastalanmak ve böylece ilgi görmek ister.”
Doktorlar için durumun farkına varmak oldukça zor. Hastalar, yanıltmak için ellerinden geleni yapıyor. İdrar testi istendiğinde gizlice parmaklarını kesip idrara kan veya dışkı bulaştırabiliyorlar. Test sonucunda değerler anormal çıkıyor. Doktorların durumun farkına varması uzun zaman alıyor. Bazen doktorlar duruma alet edilerek, gereksiz tedaviler veya ameliyatlar uygulanıyor.
Prof. Emre bugüne kadar pek çok Munchausen hastasıyla karşılaştığını ve tedavinin çok zor olduğunu söylüyor. ”Uzun psikoterapiler gerekiyor ama bunların da işe yarama ihtimali tartışılır. Ancak kişinin önüne set koyarak, ameliyat olmasını engelleyerek yardım etmek mümkün. Bu hastaların en büyük problemi bir gün gerçekten hastalandıklarında ciddiye alınmamak. Bir de durumları, hekimlerin cehaleti veya kötü niyeti yüzünden kullanılabiliyor. Sonunda gerçekten başları derde giriyor.”

Psikiyatr Ahmet Emre bu hastalığa yakalanmış bir yakınını anlatıyor:

Çok küçük yaşlarda hem annesini, hem de babasını kaybetmiş. Ablası diğer kardeşleriyle ve onunla elinden geldiğince ilgilenmiş. Tıp eğitimi almak istemiş ancak maddi yetersizlikler nedeniyle bir sene sonra bırakmış. Bir bankada çalışmaya başladıktan sonra evlenmiş. Şu anda 80 yaşında. Bugüne kadar 20′nin üzerinde ameliyat oldu. Sadece 2-3 tanesi gerekliydi. Zaten en olması gereken ameliyatlardan kaçardı. Bir gün felç oldum diye aradı. Kapıyı kırıp, eve girin, dedi. Gittiğimizde idrarını kaçırıyordu. Ambulansla hastaneye kaldırdık. Tüm tetkikler yapıldı ama bir şey çıkmadı. Nitekim tüm ailesi hastaneye koşturup, doktorlar toplanınca birdenbire düzeldi. 80 yaşında daha önce alınmış olan göğsünün yerine protez taktırmaya karar verdi ama önce kalça ve dizlerine protez yaptırmak istedi. Halbuki yaşına rağmen günde en az 4 kere ikinci kattaki evine tek başına inip çıkabiliyor. Birkaç ortopediste gönderdik, sorun yok dediler. Sonra bizden gizli başka bir doktora gitmiş ve ameliyata ikna etmiş. Bize ameliyattan bir gün önce haber verdi. Engel olamadık. Anestezi sırasında dolaşım bozulması oldu ve ameliyattan sonra birdenbire bunadı. Şimdi alzheimer ve parkinson içiçe seyrediyor.

Sendromlu Birey Nasıl Anlaşılır?

  • Hasta çok fazla doktor değiştirmişse
  • Çok sayıda ameliyat olmuşsa
  • Pek çok farklı sebeplerle, defalarca hastanelere başvurup, tetkik yaptırmış ve sonunda ciddi bir şey çıkmamışsa
  • Yara izleriyle dolu karınları varsa
  • Çoğu Yalnızlığı Tercih Ediyor
  • Çoğunluğu eğitimli ve tıp bilgisi olanlar
  • Zeki olduklarından doktorları kandırmayı başarıyorlar
  • Çocuklukluklarında, özellikle hastalandıklarında yeterli ilgi ve sevgi görememiş olabilirler
  • Yetişkin olduktan sonra düzmece hastalıklar yaratarak dikkat çekmeye çalışıyorlar.
  • Stres altındaki zor dönemlerde bu tip davranışlara daha çok başvuruyorlar.
  • Yakınmalar kişi hastaneye yatırılıp, akrabalar ve doktorlar başında toplandığında ortadan kalkıyor.
  • Hastalıkla birlikte depresyon sıklıkla görülüyor.
  • Ciddiye alınmadıklarını hissederlerse asla tedaviden ve doktordan memnun olmazlar.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Scroll To Top